Athos Portos Aramis (Evdeşler)


Athos ile Portos’u bir telaş sarmıştı son günlerde. Aramis’in doğum günü yaklaşıyordu ve nasıl bir plan yapılacağı konusunda henüz karara varamamışlardı. Alınacak hediye(ler) en önemli gündem maddesiydi ama uzun düşünme seanslarında istedikleri gibi “vurucu” bir hediye bulamamışlardı. Aramis’in kütüphane ve havuz arasındaki yol boylarından elde edilen zamanlarda Portos elinde kâğıt ve kalemle oturuyordu Athos’un karşısına. “O değil de Aramis’e ne alacağız” diye başlayan cümleler “hiç de yaratıcı değiliz” diye sonlanıyordu. O yaratıcı olmayan fikirlerden bazıları “128 parça gümüş çatal bıçak takımı, nane-maydanoz şetlileri, kaymayan havuz terliği, sodom’un bilmem kaç günü isimli kitap ve bir de bluz” idi. Madem büyük bir hediye alamıyorlardı o zaman küçük küçük hediyeleri taksit taksit vererek gece boyu sürecek bir serenat yaparlardı. İyi ama Aramis’in bu doğum gününü hiç unutmaması için nasıl bir plan yapılmalıydı? Türlü saçmalamaların ardından Athos ile Portos ona da kendilerince dâhiyane bir fikir buldular. Önce Aramis, Portos ile lunaparka gitmeye ikna edilecek, onlar orda asortik oyuncaklarla keyifli zaman geçirirken Athos pastayı getirecek ve şehrin en büyük parkının ortasında çimler üzerinde üflenecekti mumlar.
Karar vermek işin yarısını yapmak demekti ama diğer yarısını kim yapacaktı? Athos’un sınavları başından aşmış tavana vurmuştu. Portos desen ders-ödev ikileminde gidip gelmekten hayli yorgundu. Bölüştüler işleri... Portos şetlileri ayarladı hatta salonda onları saksılara ekme işine girişerek tarımın apartmanda nasıl yapılacağını tüm dünyaya gösterdi:) Athos sınavlarını atlatır atlatmaz pasta ve bluz işiyle ilgilenebileceğini belirtti. Öyle de yaptı. Küfrederek çıktığı sınavın ardından kendini pastanede buldu. Hem çikolata hem meyve barındıran pastada karar kılarak her zevke hitap etmeyi amaçladı. Sonra da “hangisini giyer acaba” diye göz gezdirmeye başladı kıyafetlere. Ortalık, kandırılmaya programlanmış insan kılığındaki varlıkların, uyduruk beğenilerine uygun olarak hazırlanmış paçavralarla doluydu. Athos gördüğü bu rahatsızlık verici yığından kendini bir an önce kurtarmak ve giyilmeye değer bir şeyleri Aramis’e hediye etmek istiyordu. Sonunda Aramis’in sevebileceği, yakıcılığı kırmızılığından gelen bir bluz bulundu ve usulca hediye paketine konuldu. Portos da üzerine düşeni yapmış, evdeki ortamı hazırlamıştı. İşin kolay kısmı bitmişti. Aramis olacak ve biteceklerden habersizce eve gitmiş ve orada Portos ile karşılaşmıştı. Şimdi sıra Aramis'i dışarı çıkmak için ikna etmeye gelmişti. Ama Portos'un tüm dil dökmelerine rağmen Aramis evde pineklemekten vazgeçmemişti. Athos ile Portos arasındaki telefon trafiği bitmek tükenmek bilmiyordu. Aramis'in evden çıkmamaktaki direnişi nedeniyle Athos elinde pasta ve hediyeyle sokak ortasında kalakalmıştı. Şehrin en büyük parkında mum üfleyip pasta kesme hayalleri başka bir bahara bırakılmak zorundaydı. Athos mecburen eve döndü. Pasta evde kesildi, kırmızı bluz az sonra ve daha sonraları giymesi dileğiyle Aramis'e verildi. Ve bir “sürpriz yapma çabasının” ne kadar güzel mahvedilebileceği Aramis'e itinayla anlatıldı. Aramis duydukları üzerine gülmekten yerlere yatarken Athos ile Portos planın gerçekleşmemiş olmasında dolayı gayet sinirliydiler. Gerginliklerini ancak alkolün giderebileceğine karar verdikten sonra kendilerini bir fasıl mekanına bıraktılar. Şarkılı, türkülü, alkollü bir gece devam ederken Aramis'in lavaboya doğru gitmesini fırsat bilen Athos ile Portos “Sodom'un bilmem kaç günü” adlı kitabı, Aramis'in masadaki yerine bıraktılar. Döndüğünde kitabı gören Aramis'in yüzündeki güller görülmeye değerdi. Eve dönüldüğünde hediyelerin tamamı verilmemişti henüz. Bir yandan nane-maydonoz şetlileri hazırlanırken bir yandan da kaymayan havuz terliği sahibine sunulmak üzere getirildi. Eş zamanlı olarak Aramis'in panosuna yazılmış olan “Kula bela gelmez hak yazmadıkça, Hak bela yazmaz kul azmadıkça”, “Yaslı gittim şen geldim, Aç koynunu ben geldim” gibi özlü sözcükler günün anlam ve önemini açıklıyordu. Aramis şaşkınlık ve mutluluk denizinde yüzerken Athos ile Portos'un ona duydukları sevgi, sellere dönüşüp Aramis'in içinde yüzdüğü denize aktı.
Dostlar arasındaki bağların kopmaz halatlardan yapılmış olduğu bir kere daha gözler önüne serildikten sonra herkes güzel uykusuna dalmak üzere odasına çekildi. Ve akıllardan çıkmayan “nane-maydonoz şetlileri”, “Sodom'un bilmem kaç günü” ve “özlü sözcükler” rüyaları süsledi.
Ailenizin yazarı: Athos
06.01.09